Akkuyu Nükleer Santrali projesine ne oldu?

NÜKLEERE GECİT YOK!

Ölümcül sonuçları bugüne kadar devam eden Çernobil kazasından sonra tüm dünya yavaş yavaş nükleere sırt çevirmeye baslarken Türkiye, Akkuyu basta olmak üzere üç nükleer santralin yapımına yeşil ışık yaktı. Mersin’de tüm toplumsal muhalefete rağmen temeli atılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin faaliyete geçmesi durumunda Türkiye’de nasıl bir ekolojik ve ekonomik talana sebep olacağından yola çıkarak nükleer sorununu A’dan Z’ye masaya yatırdık. İnsani, ekolojik, vicdani ve demokratik sebeplerle hepinizi Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’ne karsı mücadeleye davet ediyoruz.

AKKUYU NEDİR?

Türkiye’de 1970 yılında başlatılan nükleer santral kurma girişimleri Mersin’de yapılması planlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’yle somutlaştı. Çevrecilerin yoğun protestolarına rağmen geçtiğimiz nisanda temeli atılan Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu’nun 2020 yılında faaliyete girmesi planlanıyor. Rusya nükleer kamu şirketi Rosatom tarafından inşa edilecek santral için Rusya tam 22 milyar dolar yatıracak.

ANTİDEMOKRATİK BİR KARAR!

Akkuyu halkının nükleere karşı yıllardır sürdürdüğü mücadele dışında Greenpeace Akdeniz’in Nisan 2011’de gerçekleştirdiği araştırma da, nükleer enerji santralleri konusunda bir referanduma gidilmesi durumunda halkın yüzde 64’ünün nükleer santral kurulmasına hayır diyeceğini ortaya koydu. Toplumsal tepkiye, çevreci örgütlerin muhalefetine, nükleer tehlikeye dikkat çeken sağlıkçıların uyarılarına ve kamuoyu tepkisine rağmen Akkuyu’nun temelinin atılması, Mersin’de nükleer inşaatı kararının siyasal ve antidemokratik olduğunu apaçık gösteriyor.

Türkiye Rusya’ya on milyarlarca dolar aktarmak zorunda kalacak ve Rusya’ya bağımlı hale gelecek. Türkiye kilovat saat başına 12.35 sentle dünyanın en pahalı nükleer elektriğini kullanacak.

Rosatom’un Çernobil’den sorumlu firma olduğunu biliyoruz. Bir kaza durumunda bütün tazminatlardan Türkiye sorumlu tutulabilecek.

Hiç denenmemiş, işletmeye alınmamış (riskleri bilinmeyen) ve yeni bir teknoloji olan (Fukuşima Nükleer Santrali’nde de yeni teknoloji kullanılıyordu) WWER-1200 model redaktör seçilmesi, Türkiye’yi deneme tahtası konumuna sokacak.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’nin ekolojik dengesini altüst edecek. Akkuyu Nükleer Santrali’nden çıkacak atıkların Rusya’ya nasıl gideceği belli değil! Dünya ülkeleri nükleer enerji üretiminden çıkarken Türkiye neden hala nükleere yatırım yapıyor?

“ÇED RAPORU EKSİKLERLE DOLU!

Greenpeace Akdeniz Avukatı Deniz Bayram, Akkuyu için hazırlanan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporunu değerlendiriyor:

“Greenpeace olarak, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali için hazırlanan ÇED Olumlu Kararana karşı hukuki süreç başlattık. ÇED Olumlu Kararanın dayanağı olan rapor pek çok eksik ve yanlış değerlendirmelerle dolu. Öncelikle rapor tüm eksikliklerine rağmen, Türkiye’de binlerce kişinin itiraz dilekçeleri görmezden gelinerek, şeffaflık ve katılımcılık ilkeleri hiçe sayılarak kabul edildi. ÇED raporu, gerçekverilere dayandırılmaksızın, sadece modellemeler, yani birtakım senaryolar bazında hazırlandı. Raporun gerçekverilerle hazırlanması mümkün de değil. Çünkü Türkiye’de kurulması planlanan nükleer santral, ‘sınanmışlık kriterini’ sağlamıyor. Yani bu santralin, dünyanın başka hiçbir yerinde sınanmaksızın ilk kez Türkiye’de kurulması planlandı. Bu, uluslararası standartlara aykırı olsa da ÇED raporu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kabul edildi.”

AVRUPA NÜKLEERİ BIRAKIYOR

YA BİZ?

• Dünya çapında 400’den fazla nükleer santral bulunuyor. Bunlardan 100’den fazlası Amerika’da. Ama Amerika 1978’den beri yeni

nükleer santral açmadı.

• Almanya nükleer enerji santrallerini belli bir vadeye yayılmış olarak kapatma ve bir daha hiç kurmama kararı aldı.

• Japonya Fukuşima nükleer felaketinden sonra nükleer santrallerine kilit vurmaya başladı.

• İtalya 1987’deki Çernobil faciasından sonra tüm reaktörlerini bir referandumla kapattı.

• Avusturya’daki Zwentendorf (Siemens) reaktörü işletime bile açılmadan Çernobil ve Three Mile Adası facialarından önce kapatıldı.

• Avustralya, Küba, Meksika, Portekiz, Yunanistan, Iskoçya, Hollanda, İsviçre, Norveç, Endonezya, Vietnam, Tayland ve daha pek çok ülke nükleer planlarını terk etti.

• Türkiye’yse enerjisinin sadece yüzde beşini karşılamak için Akkuyu’yla büyük borca giriyor ve nükleere yatırım yapıyor.

AKKUYU’NUN ÇEVRESEL VE EKONOMİK ZARARLARINDAN KİM SORUMLU?

“Atıkların depolanması ve taşınmasına ilişkin ÇED raporunda ciddi bir değerlendirme söz konusu değil. Türkiye’de nükleer atıkyönetimine ilişkin gerçekçi, bütüncül bir hukuki mevzuat yok. Akkuyu’da nükleer enerji santrali faaliyete geçerse, nükleer atıklar deniz yoluyla Rusya’ya taşınacak. Bu da Boğazlarda sık sık nükleer atık gemileriyle karşı karşıya kalacağımız anlamına geliyor. Nükleer felaket riski de tüm gerçekliğiyle olasılıklar arasında. Oysa ÇED Raporu bu konuya değinmiyor bile. Nükleer bir kaza olduğunda çevresel ve ekonomik yıkımlardan kimin sorumlu olacağını bilmiyoruz. Taraf olunan uluslararası anlaşmalar nükleer sorumluluk konusuna gerçekçi çözüm getirmiyor. Nükleer sorumluluk mekanizmaları konusunda herhangi bir yükümlülük altına girmeyen Rusya mı sorumlu tutulacak? Yoksa pek muhtemel nükleer yıkım ve beraberindeki ihlallerle baş başa mı kalacağız?”

Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’ne ve planlandığı duyurulan diğer iki nükleer santral projesine karsı Greenpeace Akdeniz Ofisi tarafından kampanya yürütülüyor. Greenpeace aktivistleri, geçtiğimiz aylarda, Mersin’de 177 metre yüksekliğindeki bir gökdelene tırmanarak nükleer enerjinin risklerini göstermek adına 220 metrekarelik “Nükle

AKKUYU BİZE KAÇA MAL OLACAK?

Birgün Gazetesi Yazarı ve Enerji Analisti Özgür Gürbüz, nükleer enerji yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının nasıl kullanılabileceği, Akkuyu Nükleer Santralinin inşası halinde getireceği büyük ekonomik yükleri anlatıyor:

“Türkiye’nin enerji tüketimi sorgulanmaya muhtaç. Enerji verimliliği/tasarruf potansiyelinin yüzde 20-25 oranında olduğunu kalkınma planlarında görüyorsunuz. Bu da yapılması düşünülen iki nükleer reaktörün üreteceği elektriğe eş tasarruf/verimlilik potansiyeline sahip olduğumuzu gösteriyor. Benim ilk önerim enerji verimliliği potansiyelini değerlendirmek. Bununla birlikte rüzgar, güneş, jeotermal ve biyokütle enerjisi kullanılabilir.

Bu kaynaklar açısından Türkiye çok şanslı ama siyasi destek yok. Yenilenebilir enerji kaynaklarının önündeki en büyük engel bu. Mesele, enerji üretiminin dev santraller aracılığıyla birkaç şirketin tekelinde kalmasını isteyenlerle, küçük santrallerle halkın, kooperatiflerin sahip olduğu bir modele geçiş isteyenlerin mücadelesi.”

TÜRKİYE’DE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARIYLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR

“Türkiye’de küçük çaplı rüzgar türbinlerinin üretimiyle ilgili çalışmalar mevcut. Daha büyük rüzgar türbinlerini üretmek için TÜBİTAK’ın desteklediği Milres projesi de var. Güneşten elektrik üretebilen fotovoltaik panellerin montajını yapan tesislerin sayısı artıyor. Yenilenebilir enerji için doğru dürüst hedefler belirlenir, arştırma-geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarına kaynak ayrılırsa yerli üretimin gündeme geleceğini düşünüyorum.” AKKUYU KAÇA MAL OLACAK?

“Türkiye Akkuyu’daki, mülkiyeti Rusya Federasyonu’na ait santralden üretilecek elektriğe 15 yıllık alım garantisi verdi. Kilovatsaat başına 12.35 dolar sent ödenecek. Bugün rüzgara verilen alım garantisi bunun neredeyse yarısı (7.3) ve sadece 10 yıl. Basitçe söylersek nükleer enerji sevdası yüzünden elektrik fiyatları artacak. Elektrik Mühendisleri Odasının yaptığı hesaba göre 15 yılda Rusya’ya elektrik bedeli karşılığı ödenecek miktar 51 milyar doları bulacak.”

NÜKLEER SANTRALLER ÇEVREYE NASIL ZARAR VERİYOR?

“Nükleer santrallerin doğaya zarar vermeden üretim yapması mümkün değil. Santrali çalıştırdığınız anda 244 bin yıl radyoaktif kalan (Plütonyum-239) nükleer atıklarınızla baş başa kalıyorsunuz. Bunları yok etme şansınız yok. Binlerce yıl doğaya, havaya ve suya karışmamasını sağlamak için başında nöbet beklemeniz gerekiyor. Rutin radyasyon, küçük sızıntı ve kazalar da cabası.”

AKKUYU’NUN ÇEVRESEL RİSKLERİ

Öncelikle nükleer enerji reaktörlerinin herhangi bir kaza olmasa da çevredeki onlarca kilometrelik alana radyoaktivite yaydığını, ekolojik dengeyi altüst ettiğini, insanlarda kansere ve sakat çocukların doğmasına sebebiyet verdiğini biliyoruz. Akkuyu’da enerji santralinin yapılması durumunda atıklar gemilerle önce Çanakkale, sonra da İstanbul Boğazı’nı geçerek Rusya’ya ulaştırılacak. Ayrıca Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin Mersin ve İskenderun körfezlerindeki balık türlerini yok edeceği, Akdeniz foklarını kaçıracağı, kısaca denizdeki ekolojik sistemi tamamen bozacağı vurgulanıyor.

AKKUYU DIŞINDA 2023 YILINDA FAALİYETE GİRMESİ PLANLANAN SİNOP NÜKLEER ENERJİ SANTRALİ’NİN VE JAPONYA TARAFINDAN YAPILMASI GÜNDEMDE OLAN ÜÇÜNCÜ BİR SANTRALİN DE ADI GEÇİYOR.

NÜKLEER KAZALAR

Türkiye Atom Enerjisi Kurumuzun verilerine gore dünya genelinde 1944-2001 yılları arasında 420 radyasyon kazası meydana geldi. Bunlardan en önemlisi, 20’inci yüzyılın ilk büyük nükleer kazası 26 Nisan 1986 yılında Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali’nin 4 no’lu reaktörünün bir deney sırasında patlamasıyla meydana geldi. Ayrıca 29 Eylül 1999 tarihinde radyasyon sızıntısı sonucu Japonya’nın Tokaimura kentinde meydana gelen nükleer kaza ve 11 Mart 2011’de Tohoku depremi sonrası yaşanan, Fukuşima’daki Çernobil’den sonra dünyanın ikinci büyük nükleer kazası da hafızalarımızdan asla silinmedi.

Akkuyu Nükleer Santrali projesine ne oldu?

Akkuyu Nükleer Santrali projesine ne oldu?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir