Çocuklar İçin Doğru Soluk Almanın Önemi

İYİ SOLUK ALMAYI ÖĞRENMEK

Daha iyi yaşamak için akciğerlerin daha çok oksijen almalarını sağlamak gerekir; bu da ancak beden hareketleriyle, derin derin solumayı doğru biçimde öğrenerek gerçekleştirilebilir. Kısa ve yapay solunumda ciğerlerin bir bölümü aşırı çalışırken, öbür bölüm yavaş yavaş çalışma yeteneğini yitirir. Hızlı ve kesik kesik soluma sonucu yalnızca ciğerler değii, bütün insan organizması ve kalp aşırı çalışma sonucu zarar görür. Bu nedenle, solunum gerektiği gibi değilse, ciğerlere yeterli miktarda hava taşımak için daha sık ve daha hızlı yapılması gerekir.

Erişkin bir insanın bir saat içinde, dinlenme durumundayken 24.5 litre oksijen özümlediği, 21 litre karbondioksit dışarı attığı hesaplanmıştır. Öyleyse, havadaki oksijenin oranı % 20’den biraz çok olduğuna göre, 24,5 litre oksijen elde etmek için, yaklaşık 520 litre havanın ciğerlere çekilmesi gerekir. Bu da, her dakika için on yedi soluma hareketi (her soluma ciğerlere giren, çıkan 500 cm3 havaya eşittir) anlamına gelir. Solunum tam olarak bir soluk alma ve bir soluk vermeden oluşur. Bu işlem süresince, soluyucu kaslar etkin, ciğerler edilgen olarak çalışırlar.

Gövde sağa kıvrılarak soluk alınır, bu arada sağ kol düz olarak aşağıya doğru sallandırılır, sol kol yay biçimde başı sarar. Nefes verilirken başlangıçtaki konuma (düz duruş) geçilip aynı hareket sola doğru yinelenir. Bacaklar açık, kollar yanlardan aşağıya doğru uzatılmış, eller ya yumruk biçiminde ya da açık durur. Ayaklar bütün hareketler süresince birbirine koşut olmalıdır. Soluk alınarak kollar omuz düzeyine kaldırılır; cahilce bir tutumdur. Spor, bedensel rahatlama sağlamasının yanı sıra, insanın kendi öz kişiliğini zenginleştirmesi için yapılır; hep daha iyi olmanın sıkıntısı ve çekişmesi içinde, insanın kendisini kısırlaştırması için değil. Spora bir meslekte ilerleme tutkusu bulaştırıIırsa, her zafer onu izleyecek bir başarısızlığın sileceği bir eziklik yaratacak ve her zafer kazanana karşı kin doğuracaktır. Bu anlayışa değişik biçimlerde günlük yaşamda da raslanır.

Bir sporu, öbür sporcuları yenmek ya da geride bırakmak hep birinci gelmek için, rakibi küçültmek için yapmak, spora ihanet etmek demektir. Aslında ne pahasına olursa olsun kazanmak derdiyle kendilerini hırpalayanlar, çoğunlukla, belirli düzeyde atletler olmanın yanı sıra, sporcu bile olamazlar. Kişi başlangıçta oldukça çekici sonuçlara varabil ir ama, çok geçmeden başkaları tarafından aşılacak ve her şeyini yitirdiği duygusuna kapılabilecektir. Spor bu tür kişilere yalnızca madalya ve kupalar kazandırmakta, ama hiçbir zaman dertlerden kurtulmalarını, bedenlerini iyi kullanmalarını, aşırı isteklerine egemen olmalarını, düşüncelerini sınamalarını sağlamamaktadır.

Nefes alıp vermek yaşamımızın her anında yapılan ve hayatta ...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir