NEW YORK TATİL REHBERİ

ASLA UYUMAYAN BİR METROPOL: NEW YORK… SANATIN, MODANIN VE TRENDLERİN YAYILDIĞI BİR MERKEZ. DEV KULELERİN GÖLGESİNDE, YEMYEŞİL PARKLARIN TADINI ÇIKARIP IŞILTILI KENTİN BÜYÜSÜNE KAPILDIK.

BUNLARI UNUTMAYIN!

‘New York City Pass’ veya ‘New York Pass’ gibi kartlar, kentteki seyahatinizi kolaylaştırabilir. Bu kartlar ile Empire State Binası ya da Metropolitan Museum of Art gibi turist kalabalığının saatlerce sıra beklediği mekânlara ücretsiz ve beklemeden girebilirsiniz.

New York’taki maceralarınızdan birini metroda yaşayabilirsiniz. Öncelikle biraz karışık, kaybolmanız ihtimal dâhilinde. Ve insan seli gözünüzü korkutabilir. Bu yüzden kullanacağınız hattı önceden belirlemek, işinizi kolaylaştıracaktır. Son bir ikaz, gece ve metro kelimeleri kulağa pek tekin gelmiyor.

ABD’de bahşiş hayati bir konu.

Zira garsonların geçimlerinin en önemli kısmını bahşişler oluşturuyor. Bu nedenle vereceğiniz hesabın ortalama %20’sini bahşiş için ayırmak gerekiyor.

Bahşiş gibi hayati konulardan bir tanesi de KDV oranları, çünkü bir etiketin üzerinde gördüğünüz fiyatlara genellikle KDV dâhil edilmiyor. KDV oranları, satın aldığınız ürüne göre değişebiliyor.

New York’ta asla yapamayacaklarınızdan biri de, tuvalet ihtiyacınızı gidermek için bir restoran ya da kafeye girmek. Bunun için mutlaka girdiğiniz mekânın müşterisi olmanız gerekiyor.

New York, kalabalıkların kenti, bu yüzden hangi saatte, nerede ve hangi yöne doğru yürüyeceğinize dikkat edin. Yoğun saatler olarak bildiğimiz işe gidiş ve dönüş saatlerinde, ‘Lost in Translation’daymışçsına kalabalıklar arasında kalmayın.

Filmler, çoğu zaman kentleri sevmek için bir neden. Ve sevdiğimiz yönetmenlerin adımladığı sokaklar… Mesela Woody Allen filmleri olmasa Manhattan manzaraları, bize bu kadar tanıdık gelebilir miydi? New York sokaklarını daha önce yürüdüğümüzü hissetmemizin nedeni belki biraz da bu.

New York, sürprizli ve ışıltılı bir kent.

Her gün, milyonlarca hikâyenin yazıldığı bir metropol. Sizi kadim bir tarihin karşılamayacağını bildiğiniz halde yolunuzu her seferinde bu sokaklara düşürmenizin bir nedeni olsa gerek. Önce, yeninin ve modernin rahatlığı etrafınızı kuşatır. Çok kültürlü yapı, sizi bir anda içine alır. Kenti adımladıkça vaktiyle ‘Amerikan Rüyası’nın bu sokaklarda vücut bulduğuna tanık olursunuz. Geçmişi, kalabalığı, yoğun temposu ve buna karşın sakin tarafı içinize işler.

New York, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üzerine kurulmuş. Bronx, Brooklyn, Manhattan, Queens ve Staten Island’dan oluşan beş bölümlü kent, ‘Little Italy’ (Küçük İtalya) ve ‘China Town’ (Çin mahallesi) gibi kendi dillerini kullanan mahallelerle de küçük bir ülke gibi.

İlk etapta gözünüze kalabalık ve fazla büyük gibi görünse de New York, yürüyerek de keşfedebileceğiniz; düzenli bir kent. Geceleri de aydınlatılan ana caddeler ile yaşamın ve enerjinin hiç bitmeyeceği yanılmasına kapılmak mümkün. Siren sesleri ve kornalar, size kendinizi büyük bir koronun parçası gibi hissettirebilir.

New York’un kalbi sayabileceğimiz pek çok nokta var. Şehrin ışıltısını ve kalabalığını hissedebileceğiniz ‘Times Square’da kırmızı merdivenli bölgeyi görüp anı ölümsüzleştirmemek elbette olmaz. Bölge aynı zamanda ünlü Broadway Tiyatrosu’na da ev sahipliği yapıyor.

New York’ta etrafınızı pek çok sembol yapı kuşatacak. Bunlardan biri olan Empire State Binası, 1932 yılında tamamlandığında; 443,2m yüksekliğiyle Chrysler Binası’nın sahip olduğu en yüksek bina olma özelliğini elinden almış. 1972 yılında ise bu unvanı ‘İkiz Kuleler’e kaptırmış. Ta ki 11 Eylül’e kadar. İkiz Kuleler’in yerinde yükselen ‘Freedom Tower’ (Özgürlük Kulesi) hizmete açıldığından beri ise Empire State, yeniden bu görkemli unvanını kaybetti. Bu ünlü yapıyı ziyaret ettiğinizde, mekânın seyir terasından New York’u izleyebilirsiniz. Ancak daha etkileyici bir New York manzarası için, Rockefeller Center’daki ‘Top of the Rock’a; yani binanın 70. katına çıkmayı bekleyin.

Rockefeller Center, bir binalar kompleksi. ‘Büyük Buhran’ın bütün Amerika’yı sardığı yıllarda, 225 bin kişiye iş olanağı sağlayarak istihdam krizine merhem olmaya çalışması, hala hafızalardaki tazeliğini koruyor. NBC Stüdyolarını da içerisinde bulunduran kompleks yapı, buz pisti ve her yıl kasım ayında süslenen Noel Ağacı’yla da New Yorkluların buluşma noktası.

Şimdi yeniden Woody Allen filmlerine gidelim ve hafızamıza kazınan ünlü kareleri hatırlayalım. Elbette Brooklyn’e uzanıyoruz. Brooklyn, son yıllarda hızla mutenalaştı. Bölgede, soylulaşan diğer semtlerdeki gibi kafelerin, vintage butiklerinin ve sanat duraklarının sayısı giderek artıyor. Ünlü ‘New Yorker’lara artık bu sokaklarda da rastlamak mümkün. Bölgenin en huzurlu köşesi tabii ki Brooklyn Bridge Park. Parkta güneşi batırdıktan sonra siz de tadını çıkararak yavaş yavaş bu güzel köprüyü tekrar geçin.

Sıradaki durağımız, Soho. Manhattan’ın kalburüstü yerleşim yeri olan Soho, hâlâ oldukça popüler. Ancak Soho da, New York’un bitmek bilmeyen değişiminden nasibini almış. Yüksek fiyatlar bölgedeki butiklerin ya da mağazaların kapanmasına neden olmuş. Soho turunuzu tamamladıysanız günü bitirmeden ‘Chelsea’ye uzanma vakti. Butikleri, bitpazarı ve sanat galerileriyle ünlü olan bölgede, eski bir tren istasyonundan dönüştürülen, Meatpacking Bölgesi’ne uzanan ‘High Line’da olmanın tadını çıkarın.

Ve ‘China Town’ (Çin Mahallesi). Burası, New York’taki küçük Çin. Neon ışıkları ve tabelalarıyla albenisi yüksek olan bölgede, Mott Caddesi üzerinde yer alan ‘Eastern Satates Buddhist Tample’ı ziyaret edebilirsiniz. Bölge, Çin yemeği yemek için de oldukça ideal.

Gelelim New York’u New York yapan, dev kulelerin sardığı Manhattan’daki kaçış noktasına; Central Park’a… Central Park, kentteki yoğun, aktif ve rekabet dolu hayata rağmen New York’un sakinlerine sunduğu bambaşka bir dünya. 341 hektarlık alanın iki ucu da farklı semtlere açılıyor. Üstelik şu sıralar, sarının ve yeşilin bin bir tonuyla milyonlarca ziyaretçisine bir sonbahar şöleni sunuyor.

Doğayla buluşabileceğiniz Central Park; saatlerinizi geçirebileceğiniz müze kompleksleri ve hiç ayrılmak istemeyeceğiniz New York Halk Kütüphanesi (New York Public Library), New York’un yaşam kaynakları. Ya da saatlerinizi geçirebileceğiniz ‘Barnes and Noble’ veya ‘Borders’ gibi ünlü kitapçılar. Tüm bunlar, bir kentin sakinine sunabileceği en güzel olanaklar. Evinizden çıktığınızda yürüyerek bir parka ulaşabilmek ya da bir kütüphanenin koridorları arasında kendinizle başbaşa kalmak, New York’ta mutlu bir yaşam sürmenin reçetesi.

Özgürlük Anıtı’ndan kente doğru baktığımızda New York için her seferinde aynı şeyi düşünebiliriz: New York, şehircilik ve peyzaj ile mekânların nasıl daha yaşanabilir kılınabileceğinin ispatı olan çağdaş bir kent. Asla uyumayan bu kentin bir parçası olmak ve her sabah orada uyanmak isteyeceğiniz en güzel ‘Amerikan Rüyası’.

New York, dünyanın en gözde tasarımcılarının mağazalarından vintage butiklerine ve dev ‘outlet’ merkezlerine uzanan; sayısız alışveriş seçeneği sunan bir metropol. Ve bir de, süreklilik kazanan büyük sezon sonu indirimleri var ki bu durum, New York’u sadece alışveriş için de gidilebilecek bir merkez haline getiriyor. New York’un en ışıltılı caddesi Manhattan’daki ‘Fifth Avenue’. Dünyaca ünlü markaların yer aldığı bu meşhur cadde, Saks, Bloomingdale’s, Bergdorf Goodman, Henri Bendel ve Lord & Taylor gibi ünlü çok katlı mağazalara da ev sahipliği yapıyor. Madison Avenue’deki Barney’s ile Herald Square’deki ‘Macy’s’ de, yine alışveriş için gidilebilecek alternatifler arasında. Yeterli zamanınız varsa KDV oranlarını göz önünde bulundurarak nehrin karşısındaki New Jersey’deki ‘Woodbury Commons’ gibi outlet kasabalarına da gidebilirsiniz. Chelsea’deki bitpazarları da yine vintage tutkunlarının adresi olarak biliniyor.

NEW YORK’UN VAHALARI; MÜZELER

Kentin en popüler müzeleri dünyanın pek çok noktasından arkeoloji ve sanat eserini barındıran ‘The Metropolitan Museum of Art’ (The Met ) ile ‘Müzede Bir Gece’ (Night at the Museum) filmiyle hafızamıza kazınan; dev dinozorlarla kendinizi ‘Jurrassic Park’ta hissedebileceğiniz ‘American Museum of Natural History’ (Amerikan Doğal Tarih Müzesi). Modern sanat tutkunları ise ‘Museum of Modern Art’ (MoMA) ve ‘Guggenheim Museum’ı dilediğince keşfedebilir. MoMA, bildiğiniz gibi modern sanatın mabedi. Guggenheim ise binasıyla bile sıradışı ve eşsiz.

NEREDE, NE YEMELİ?

New York, çok kültürlü bir metropol, bunu yemek yerken de kolayca anlayabiliyorsunuz. Önerimiz, özellikle New York ile özdeşleşen tatları denemeniz. New York bifteğiyle hemen her yerde rastlayabileceğiniz arabalı hotdog’culardan alacağınız özel relish soslu hot dog, listemizin başında. Bagel, donut, cronut, burger ve pizza da deneyebileceğiniz lezzetler arasında. Nefis pancake’leri için Amerikan tarzı bir brunch’a gidip yine New York cheesecake ile lezzetli cupecake’leri de tadabilirsiniz. İtalyan, Japon, Çin ve Meksika başta olmak üzere tüm dünya mutfaklarını bulabileceğiniz bir kentte olduğunuzu unutmayın.

NEW YORK TATİL REHBERİ_2.jpgNEW YORK TATİL REHBERİ_1.jpgNEW YORK TATİL REHBERİ_3.jpgNEW YORK TATİL REHBERİ_10.jpgNEW YORK TATİL REHBERİ_5.jpgNEW YORK TATİL REHBERİ_6.jpgNEW YORK TATİL REHBERİ_0.jpg

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir