Özge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri

Model, tasarımcı, sunucu, oyuncu… Özge Ulusoy Türkiye’nin en çok konuşulan, en çok takip edilen isimlerinden. Reklam anlaşmaları için markaların sıraya girdiği bu kadının sırrı ne? Hemen anlatıyorum. Şöyle ki, yorulmuyor. Tam bir işkolik. Ne yaparsa yapsın bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle hayran bıraktırıyor. Kapris ya da ego gibi kavramlar onun için “anlamsız” birer kelimeden ibaret. Saydıklarımı onunla çalışanlara sorarsanız şiddetle onaylayacaklardır. Kendisi de, popüler olma sebepleri arasında sayıyor bunları zaten… Ocak sayımızın kapağı için onunla İstanbul’un en soğuk günlerinden birinde Ortaköy’de buluştuk.

Çekim tamamlanıp röportaj için hazırlanırken o meşhur takılarını yeniden bir bir takmaya başladı. Gerçek bir aksesuar tutkunu. Küpeleri, bileklikleri, yüzükleri, kolyeleri… Hiç usanmadan her gün yenileyerek takıyor onları. Röportaj için karşılıklı koltuklara geçiyoruz, ızgara sebzelerini tırtıklıyor bir yandan. Yüzündeki ışıltı ve yaydığı enerjiyle Özge Ulusoy1dan gözlerimizi alamıyoruz! Sohbete, son beş yıldır aldığı ‘yıldız’ sıfatıyla başlıyoruz. “Böyle düşündüğün için çok teşekkür ederim,” diyor, yüzündeki gülümsemeyi ikiye katlayarak. Sürekli çalışmasının, ekranlarda olmasının, farklı projelerin içinde olmasının altında bir korku yatıp yatmadığını soruyorum;

“Bir korkum yok. Hayatta herkesin bir dönemi olduğuna inanıyorum. Modellikte 13’üncü senenin içindeyim. Evet, son beş senedir çok daha fazla iş yapıyorum. Fakat bunun altında bir korku yok. Sadece doğru zamanlarda doğru yerlerdeydim,” diyor. Bu kadar çok ilgi görmesinin ilk sebebini çalışılması kolay bir insan olmasına bağlıyor. Ancak zorlayınca insanların onu ekranda görmeyi sevdiğini söylüyor. Özge Ulusoy mütevazılık konusunda gerçekten hassas bir noktada duruyor. Çok çalıştığını ve şu anda olduğu yerde boşuna durmadığını rahatlıkla söyleyebiliyor. Ancak durup durup bunlarla övünmek pek tarzı değil.

“Hayatta herkesin bir dönemi olduğuna inanıyoıvm. Modellikte 13’üncü senenin içindeyim. Euet, son beş senedir çok daha fazla iş yapıyorum. Doğru zamanlarda doğru yerlerdeydim.”

Atom karınca özelliğini hiç kaybetmeyen Özge çalışmadığı günlerde de kendine yatırım yapıyor. Nasıl mı? “Hemen hemen her gün erken saatlerde kalkıp spor yapıyorum. O gün gerçekten hiçbir işim yoksa kendime vakit ayırıyorum. Bakımlarımı yaptırıyorum. İyi görünmek benim işimin bir parçası. Buna mutlaka zaman ayırıyorum.” Özge’nin cildi pürüzsüzlük konusunda ‘master’ yapmış! Bu yüzden bir kozmetik markasının onunla reklam anlaşması yapması da gerçekten çok tesadüf sayılmaz. Note Cosmetics’in reklam yüzü olan Özge bu anlaşmanın yerinin özel olduğunu anlatıyor; “Kozmetik markasının yüzü olmak, bir model için mihenk taşı diyebileceğimiz kadar önemli. Modeller için kozmetik anlaşması aynı zamanda bir üst mertebe anlamına gelir. Kendinizi ne kadar doğru konumlandırdığınızın kanıtıdır bu anlaşmalar. O yüzden ben çok mutluyum şu anda.” Özge aynı zamanda bunun sadece bir reklam anlaşması olmadığını da anlatmaya başlıyor hemen. Note ürünleriyle tanışması bu kampanyaya dayanmıyor. Hiçbir zaman kullanmadığı bir ürünün temsilcisi olmayacağının altını çiziyor ve devam ediyor anlatmaya; “Cilt sağlığına gerçekten önem veriyorlar, hayvanlar üzerinde test yapmıyorlar, ürünlerde paraben ve zararlı kimyasallar yok. Bu saydıklarım çok önemli kriterler. Bir ürünü tanıtmak

“Kimseye olmayan bir hayat sunmuyorum. Zaten sağlıklı ue normal bir hayatım uar. Gerçeklikle kurulmuş bir iş yaşamım uar Sosyal medyamı da kendim yönetiyorum.”

için ona güvenmem gerekiyor. Note kesinlikle bu noktada benden tam puan alıyor.” Özge’nin koleksiyondaki favorileri; kalem farlar, maskaralar, allıklar, rujlar ve ojeler. Elbette Özge’nin cildinin bugün bu kadar sağlıklı ve ışıltılı görünmesinin belli bir alt yapısı var. Ailesindeki bütün kadınların cildinin de iyi olduğunu söylüyor. İyi beslenmesinin, doğru cilt bakım ürünlerinin, sporun, suyun, uykunun, cilt bakımlarının ve temizliğin de hakkını vermeyi ihmal etmiyor.

Özge’nin işinin bir parçası da moda! Fakat o sadece modayla kalmayıp, işin üretim aşamasına geçti. Codentry için hazırladığı koleksiyonda bu sezon; deriler, yapay kürkler ön planda. Hedefinde iş hayatına yeni başlayan genç, şehirli, dinamik kadınların olduğunu söylüyor. Baharda ise daha renkli bir koleksiyonun ipuçlarını veriyor. Hatta yazın geçen sene olduğu gibi yine bir spor koleksiyonu da hazırladığını ekliyor. Çıkardıkları kalıpların ve kumaşların spor yapan insanlar tarafından çok sevildiğini anlatan Özge yanlış anlaşılmalara yer vermemek için tasarımların hazırlanması için bir tasarım ekibiyle birlikte yol aldığını da hemen belirtiyor. Peki kendi dolabında neler var? Pudra pembeler, sütlü kahveler sezonda favorisi. Maviyle arasında biraz mesafe var. Onu daha küçük parçalarda kullan-

mayı tercih ediyor. Ayrıca günlük hayatta topuklu ayakkabıyla yıldızı barışmayanlar grubundan. Peki sezonda yeniden televizyonda olacak mı ya da bir diziyle setlere devam edecek mi? Özge oyunculuğa yeniden yeşil ışık yakıyor ancak televizyon sektöründeki tüm işlerin fazlasıyla kaygan bir zeminde olması sebebiyle fazla ince eleyip sık dokumaya çalıştığını anlatıyor. Tüm zamanını setlere vermek isteyip istemediğinden emin olmaya çalışıyorum; “Çalışmayı seviyorum. Tüm işlerimi beraber yürütebilirim. Şu an enerjim varken, istiyorken her şeyi yapmak için en doğru zamandayım,” diyor. Özge bütün bu işleri bir B planı olarak görmüyor. Pek çok modelin yaptığı gibi kafasında bir podyum bırakma tarihi de yok. Arz-talep meselesi diye düşünüyor. Kendini iyi hissettiği sürece onu podyumda da izlemeye devam edeceğiz.

Gerçeklik üzerine kurulu

Özge’yle iş-güç konuşmayı bırakmaya çalışsam da konudan pek uzaklaşamıyoruz. O gerçekten bir işkolik! Yaptığı işlerin omuzlarında bir sorumluluk hissi yaratıp yaratmadığını merak ediyorum; “Kimseye olmayan bir hayat sunmuyorum. Zaten sağlıklı ve normal bir hayatım var. Gerçeklikle kurulmuş bir iş yaşamım var. Sosyal medyamı da kendim yönetiyorum,” diyor. Peki

“Sürekli göz önünde olmak nasıl bir yaşam sistemini beraberinde getiriyor?” diye soruyorum; “Zaten çok fazla gece hayatım yok. Daha kendi içimde, daha aile içinde, daha minik bir çevreyle yaşıyorum. İnsanların sokakta görüp sevdiklerini söylemeleri de beni mutlu ediyor. Magazin basınıyla da aram çok iyidir. Kısaca şeffaf yaşayınca bu işin eksi hiçbir tarafı yok!” Ne zaman şikayet eder ve yorulur bu kadın diye sesli düşünmeden duramıyorum. Yanıt Özge’den önce menajeri Özlem Erçağlar’dan geliyor; “Bugüne kadar yoruldum dediğini hiç duymadım!” Özge de çalışmanın en büyük enerji kaynağı olduğunu anlatıyor. Onun hayata farklı açılardan baktığı inanç ve pozitif penceresinin enerjisine kapılmamak elde değil. Ama ben yine de zorluyorum! Yaşlanmakla ilgili korkularını soruyorum.

O konuda da bir endişesi yok. On sene önceki fotoğraflarına baktığında şu andaki halinden çok daha fazla memnun olduğunu söylüyor. Ayrıca o da 30’lu yaşları daha çok sevenlerden. “30’dan sonra her şey daha aydınlık daha verimli bir hale geldi. Önümü görmeye başladım, insanları daha iyi analiz edebiliyorum, daha az hata yapıyorum. Hatta çevremdekiler 40’larda çok daha fazla eğleneceğimi söylüyor. Şimdi heyecanla o yaşları bekliyorum.” Herhangi bir konuda ‘asla’ diyebiliyor mu peki Özge? “Asla demek çok net bir şey ama iki şeyden çok eminim; asla çıplak poz vermem ve saçlarımı siyaha boyamam!”

‘Evlenmiyorum’

Aşk olmadan yaşanır mı hiç? Özge’nin de herkesin özendiği mutlu bir ilişkisi var. Hatta herkesin onları evlendirmeye çalıştığı bir ilişkisi… Hacı Sabancı’yla evlilik sorularına artık dalga geçerek cevap veren, her seferinde yeni bir yanıt vermesini bekleyen gazetecileri de kırmayan Özge; “Artık

o kadar çok karşılaşıyorum ki bu soruyla. Biraz abartıldı. Aynı soruyu kaç kere cevaplayabilirim bilmiyorum. Evlilik şu anda gündemimizde yok ve olduğu zaman zaten saklanacak bir şey değil, söyleriz. İyiyiz, mutluyuz, huzurluyuz,” diyor.

Evlilik şu anda gündemimizde yok ue olduğu zaman zaten saklanacak bir şey değil, söyleriz. İyiyiz, mutluyuz, huzurluyuz!”

“Aşk sence…” diyorum ve cümlenin devamını ona bırakıyorum; “Kocaman bir pastayı özgürce yiyebilmek! Mutluluk!” Peki aşk mı bağımsızlık mı daha önemli? “Önemli olan ikisini bir potada eritmek. Ben tam olarak bu noktadayım. Hayatımdaki her şeyden memnunum. Güzel düşünen, içi güzel insanın hayatta hak ettiği şeyleri yaşadığını düşünüyorum. Herkes hak ettiği şeyi yaşıyor, iyi ya da kötü,” diyor. Hep böyle mutlu mesut gitmedi ama bu hayat. Geçmişle ve hatalarla barışıp barışmadığını soruyorum; “Her şeyin bana bir şey öğrettiğine eminim. Yaptığım bir şeyden ders almak gerek ki her insan hata yapıyor biz sadece göz önünde olduğumuz için daha çok göze batıyor. Aslında sana bir şey söyleyeyim mi ben de her genç kız kadar hata yaptım ve inan bana bunlardan çok şey çıkardım. Hayatımda ne olduysa iyi ki olmuş dedim. Hala her şeye şükrederek yaşıyorum,” diyor. Özge’den son olarak 2017hediyesi niteliğinde bir tavsiye istiyorum; “Negatif düşünen, sizi aşağı çeken insanları eleyin. Yenilik serüveninize onları dahil etmeyin. Survivor’da kaldığım izole zaman bana çok iyi gelmişti. Kendinize zaman verin! İyi bir yıl olacak!”

Özge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _61.jpgÖzge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _9.jpgÖzge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _64.jpgÖzge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _43.jpgÖzge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _11.jpgÖzge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _73.jpgÖzge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _5.jpgÖzge Ulusoy Kimdir Fotoğrafları Resimleri _0.jpg

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir